Kaş & Aktiviteler

Likya`nın önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik döneme ait kentler ve tarihsel değerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdeniz`in derinlerde yarattığı heyecanları doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu `kano turları`, ekolojik uyumun keşfedildiği `doğa yürüyüşleri`; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz renkli suların manzarasına süzülen `yamaç paraşütü`; Akdeniz`de değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak `Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaş`ın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm merkezleri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm merkezlerinden oluşan renkli yelpazesi” ile düşsel bir mekandır.

Kaş’ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri vardır. Bunlar irili ufaklı antik yerleşimlerdir. Örneğin Tüse Köyü’nün yakınındaki alçak bir tepe üzerinde Tysse adında küçük bir yerleşme bulunur.

Safari turlarında 10-15 jeepten oluşan konvoyla önce Toroslar’ ın yamaçlarındaki dağ köylerine gidiliyor, daha sonra köy yollarından çıkarak ancak bir jeepin sığabileceği taşlık ve çukurlarla dolu orman yollarında araç kullanmanın keyfi tadılıyor. Toroslar’ın zirvesine ulaşıldığında yörük çadırlarında mola veriliyor. Yörük kadınlarının odun ateşinde pişirdikleri yufka, gözleme ve katmerler gerçekten çok lezzetli. Yol boyunca zaman zaman fotoğraf molası verilen jeep safarilerinin en önemli duraklarından biri de anavatanı Lübnan olmasına karşın yalnızca Toroslar’ ın Beydağları bölümünde yetişen sedir ormanları. Çevredeki balık çiftliklerinde verilen yemek molasının ardından farklı bir güzergâhtan dönüş başlıyor.
Zaman zaman günlük dalış turları da düzenlemektedir. Sabah 9.30’ da limandan ayrılıp, normal dalış programın haricindeki (ancak günübirlik gidilebilecek mesafedeki) noktalardan birine giderek ilk dalış yapılır, ardından da turkuaz koylarımızdan birine demirleyip teknelerde mangal partisi düzenlenir. Yemekten sonra ise ikinci dalışa kadar geçecek zamanı dinlenerek yada çevre gezintisi yaparak hep birlikte değerlendirilir. Yine başka bir noktaya yapılan ikinci dalışın ve eğlenceli bir günün ardından saat 17.00 gibi limana dönülür.
Yamaç Paraşütü sporu, ilk bakışta serbest atlama paraşütüne benzeyen bir paraşüt ile uçak yerine, yüksek bir tepeden koşulmak sureti havalanmaktır. Eğimli ve yüksek bir tepeye açık olarak serilen paraşüt, pilotun koşmaya başlaması ile hava ile dolar ve pilotla birlikte havalanır. Uçuşların süresi kullanılan malzemenin performansı ve pilotun tecrübesine bağlı olarak kilometrelerce /saatlerce sürebilir. Tek kişi olabileceği gibi iki kişilik ( tandem ) kanatları da vardır. İlk denemesi 1940′lı yıllara uzanan yamaç paraşütü günümüze kadar pek çok değişiklik göstermiş, uçuş süresi ve güvenliğini artırıcı yapısal gelişme kaydetmiştir. İlk yamaç paraşütü serbest atlayış paraşütüne benzemekteydi. Zamanla değişiklik göstererek basınca dayanıklı olma özelliği yerine yüksek kaldırma gücüne sahip aerofil yapıya dönüştü. Yamaç paraşütü kanat yapısı 1980 li yıllardan itibaren kolay havalanan, iyi bir süzülme performansı ve yavaş çöküş oranı için en uygun şekline ulaştı.
Kaş’ta tatil yapan herkesin görmesi gereken yerlerden biri de Kekova’dır. Kaş’ın benzersiz koylarını, Kaleköy ve Üçağız gibi kıyı köylerini en yakından görmenizi ve tanımanızı sağlayacak olan tekne turları ile , Kaş’ta geçireceğiniz tatil boyunca unutamayacağınız anlardan birçoğunu yaşamanıza sebep olacaktır. Seçeceğiniz tekne bu turun keyifli geçirilmesinde çok önemlidir, dolayısı ile tura çıkmadan bir veya bir kaç gün önce seçiminizi yapmak üzere limanı dolaşmanızda fayda var.Turlar sabah 10:00 civarı başlar, Kekova adası, batıkşehir, Üçağız ve Kaleköy gibi yerleri dolaşarak akşam vakitlerinde teknenin Kaş’a dönmesi ile son bulur. Gezinin başlaması ve koylara yanaşılması ile birlikte Kaş’ın benzersiz turkuaz rengi sularında yüzme molaları vereceksiniz. Seçeceğiniz tekneye göre yemeği teknede veya Kaleköy içindeki restoranlarda yiyebilirsiniz. Bazı teknelerin altı cam yapımdır ve bu sayede batıkşehiri çok da net görebilirsiniz. Batıkşehir, Likya dönemine ait bir şehirdir ancak büyük deprem ile birlikte suya gömülen bir çok nokta gibi burası da suyun altındadır. Tekne turuna çıkarken yanınıza şnorkel, fotoğraf makinası, havlu, yedek mayo ve güneş kremi almanızı öneririz.
Kekova’da, batık şehrin üzerinde, kayak adı verilen deniz kanolarıyla gezmek harika bir deneyimdir. Batık şehir bir depremden sonra, uzun yıllar içerisinde yavaş yavaş suya gömülmüştür. Suyun altındaki kısımları çok fazla görünmese de suyun içindeki kaya mezarlarını ve Adaların üzerinde kalmış olan harabeleri, kanolarla çevrelerinde gezerek ziyaret edebilirsiniz.
Kaş ve çevresinde dağ bisikletleri ve deneyimli rehberler bulmak mümkündür. Likya Yolu’nun çoğu bölümü, patikalarla ve dikliği yüzünden dağ bisikletine elverişli olmasa da, Likya Yolu’na paralel pek çok dağ yolu ve patika dağ bisikleti meraklılarına uygun olanaklar sunmaktadır.
Fethiye’den başlayarak Kaş’a hatta Antalya’ya kadar uzanan ve Likya kentlerini birbirine bağlayan patikalar zinciridir. Antik dönemlerde “Likya Yolu” olarak adlandırılan bu yolun, yük hayvanlarıyla yapılan ticaret ve askeri sevkiyat amacıyla inşa edildiği düşünülmektedir. Günümüzde ise yerli ve yabancı doğa ve yürüyüş tutkunlarına inanılmaz güzellikler sunmaktadır. Doğanın ve antik Likya’nın gizemini biraz olsun yakalayabilmek için Likya Yolu’nda yapılacak keyifli bir yürüyüş, yol üzerindeki küçük dağ köylerinde sıcak ve dost insanlarla ve onların yarı göçebe hayatlarıyla tanışma olanağı sunmaktadır. Parkur üzerindeki yerleşim birimlerinde konaklama olanağı mevcuttur. Parkurun tamamı işaretlenmiş olup destekleyici kuruluşça düzenli olarak bakımı yapılmaktadır. Likya Yolu’nun birinci bölümünde Faralya (Uzunyurt) Köyü, Dodurga Köyü, Sdyma, Pınara – Letoon – Xanthos kentleri ve incecik kumlarıyla eski bir liman bölgesi olan Patara yer almaktadır. Yolun ikinci bölümünde ise, azimle ve bıkmadan yürüyenleri Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra ve yüzyıllardır sönmeyen ateşi (Yanar taş) ile Olympos bekler.
Fethiye-Antalya kara yolu üzerinde, Akdağ’ ın eteklerinde kayalar içinde yer alan Saklıkent, yaz aylarında Fethiye’lerin vazgeçilmez bir piknik alanı olmanın yanı sıra yerli ve yabancı turistlerin de uğrak yeridir. Yüzyıllardır akan kar sularının açtığı ve yaklaşık yüz metre yüksekliğinde ve 18 km uzunluğundaki kanyona nehir üzerindeki sarp kayalara demir çubuklar çakılarak yapılmış ahşaptan bir köprüden girilmektedir. İçeriye girildiğinde kayalardan adeta fışkırırcasına akan ve sıfır noktasından bir nehre dönüşen sular karşılar ziyaretçileri. Ağustos ayının 40 derecelik sıcağında üşütecek serinlikteki bu olağanüstü güzellikler arasında yenecek bir alabalığın tadı uzun süre unutulmayacak güzelliktedir. Saklıkent’e yani kanyona girdiğinizde 100 metre kadar ahşap köprüler üzerinde ilerlersiniz. Sizi küçük bir adacık karşılar. Bu adacığın etrafı dipten fışkıran sular bulursunuz. Bu suların üzerine köşkler yapılmış olup dinlenebilirsiniz. Devam etme kararı alırsanız sizi esrarengiz bir yolculuk bekliyor demektir. 18 km uzunlukta bir kanyon. Bazı noktalarda gökyüzünü göremezsiniz. İlerlemek için kayalara tırmanarak gitmeniz gerekir.

 

 

Top